TRENRU
İletişim 444 6 055
Amisos Hotel - Bir Baran İnşaat Şirketler Grubu İşletmesidir. | www.hotelamisos.com
» ANA SAYFA
» AMİSOS HOTEL
» ODALARIMIZ
» SAMSUN ŞEHRİ
» REZERVASYON
» İNSAN KAYNAKLARI
» İLETİŞİM
Sanal Tur ile Amisos Oteli Online Gezin. Sanal Tur ile Amisos Oteli Online Gezin. Sanal Tur ile Amisos Oteli Online Gezin.
SPORTİF KONAKLAMA YEMEK TOPLANTI DÜĞÜN & BALAYI ETKİNLİKLER
AMİSOS HOTEL / SAMSUN ve TURİZM
AMİSOS HOTEL / SAMSUN ve TURİZM
Samsun'da Turizm

Samsun’da Sahil;

Eğer yaz aylarında kente geldiyseniz , Samsun'da şehrin tam ortasında denize girmenin keyfini yaşayabilmektesiniz .Deniz ile kucaklaşmış olan Samsun Sahil bandı Yakakent'ten Terme'ye kadar uzanmaktadır. Çok güzel ince kuma sahip geniş doğal plajlar denize girmek için idealdir. Uzun bir sahil şeridine sahip olan Samsun'da, Samsun-19 Mayıs İlçesi arasında bulunan yaklaşık 35 Km lik sahil şeridinin %90 lık bölümü denize girmeye elverişlidir. Bu alanların Atakum, Kurupelit, Atakent, Çatalçam, İncesu, Dereköy, Taflan, Erenköy, Engiz, ve Muşta yerleşim merkezlerinin tamamında özel plajlar, kamp alanları ve çeşitli büyüklüklerde konaklama alanları bulunmaktadır. Bu sahil şeridinde Yelken, sörf, jet sky vb. alternafit su sporları yapma imkanı bulunmaktadır.Bu hat boyunca Alternatif turizm aktivitelerinin gerçekleştirildiği alanları içiçe bulabilirsiniz.. Yakakent Çamgölü mevkiinde çam ormanlarıyla kaplı yemyeşil tepeler, masmavi sulara iner. Eşsiz güzellikteki sahili ile denizle iç içe bir yaşamın sürdürüldüğü şirin bir kıyı kasabası olan Yakakent'de gün batımı ise gerçekten görülmeye değer güzelliktedir.

Samsun’da Doğa;

Sahil bandı üzerinde Alaçam, Bafra ve 19 Mayıs ilçelerimizin topraklarının bir bölümünü kaplayan Kızılırmak Deltası sulak alanı, flora ve faunasıyla ülkemizin eko-turizm alanında en ilginç köşelerinden biridir.Deltada, 19 Mayıs ilçesi, Yörükler mevkiinde ilkbaharda tabanı tamamen suyla kaplanan yaprakdöker ağaçlardan oluşmuş Galeriç ormanı yaban hayatı açısından oldukça ilgi çekicidir.Samsun'un yaylaları da diğer karadeniz yaylaları gibi; yeşili, temiz havayı ve sessizliği özleyenlere kucak açmaya hazırdır. Samsun'dan yaylalara ulaşmak oldukça kolaydır. yaylaların yolları aracınızla bile kolaylıkla gidebileceğiniz durumdadır.Ladik-Akdağ yaylaları, Vezirköprü-Kunduz dağı yaylaları her mevsim farklı güzellikleri barındırırlar. Kunduz yaylalarının orman dokusuyla içiçe oluşları ve ormanların Altınkaya Baraj Gölüyle birleşmesi bölgeye bambaşka bir güzellik kazandırmaktadır. Burası yayla turizminin yanısıra doğa yürüyüşleri, su sporları, balık avcılığı, motor gezileri, çim kayağı, yamaç paraşütü ve kampçılık için son derece elverişli alanlara sahiptir. Bölgedeki Orman İşletme tesisi ise yaz kış gelenlerin dinlenme ve konaklama ihtiyacını karşılamaktadır.

Samsun’da Sağlık;

Samsun, termal turizm açısından da oldukça önemli merkezlere sahiptir. Havza ve Ladik Kaplıcaları 2000 yıldan beri bilinen sağlık merkezleridir. Termal Tesisleri turizm bakanlığınca Termal Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. Ladik'deki Hamamayağı kaplıcası ise ülkemizdeki birinci derecede önemli ve öncelikli kaplıca merkezlerindendir. Radyoaktif özellik gösteren Ladik kaplıca suları, organizma üzerinde uyarıcı etki yapar. Bu nedenle bu suya GENÇLİK SUYU adı verilir. Havza ve Ladik'deki kaplıca sularının başta romatizmal hastalıklar olmak üzere, kadın hastalıkları, sinirsel hastalıklar, eklem hastalıkları ve kireçlenme gibi hastalıkların tedavisinde olumlu etki yaptıkları tıbbi olarak da kanıtlanmıştır.

Samsun’da Eğlence;

Sahil şeridinde bir çok eğlence merkezi de ziyaretçilere gece geç saatlere kadar eğlence hizmeti sağlamaktadır. Devlet Opera ve Balesi Atatürk Kültür Merkezi yerleşkesinde Opera ve bale severlere keyifli gösteriler hazırlamaktadırlar. Şehrin klasikleri arasında bulunan ve her yıl 17-30 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen Uluslar arası Halk Dansları Festivali de  15 gün boyunca şehir eğlence hayatına yön vermektedir.

Samsun’da Kayak;

İlçeye 7 km. mesafede bulunan “Akdağ” Dağının zirvesinde 1788 rakımlı “Uzunyazı Tepe” ile 1404 rakımlı “Yemişen Tepe” arasında kurulacak olan “Akdağ Kış Sporları ve Kayak Merkezi” arazi yapısı itibariyle çok uzun kayak pist alanlarına sahip olup, olimpik kayak alanlarına kıyasla daha elverişli konuma sahiptir. Ayrıca bu alanın doğal çimle kaplı oluşu, burada yaz aylarında çim kayağının yapılmasına imkan sağlamakta ve yıllardan bu yana her yıl yapıla gelen Yayla Şenliklerinde de çim kayağı yarışmaları düzenlenmektedir.Kayak alanının İlçe merkezine yakın oluşu ve her türlü araçla ulaşım imkanının bulunması, barınma, konaklama ve diğer ihtiyaçların karşılanmasına imkan vermektedir.“Akdağ Kış Sporları ve Kayak Merkezi” İlçemize ve Ülkemiz ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır.

Samsun’da Tarih;

Samsun doğal güzelliklerinin yanısıra tarihi alanlarıyla da dikkat çekicidir. Paleolitik dönemde yerleşim yeri olarak kullanılmış, Tekkeköy mağara-kale yerleşimleri; M.Ö. 5000 yıllarından bu yana sürekli yerleşim yeri olarak kullanılagelmiştir.

Bafra İkiztepe ve bugün bile surarını, galerilerini, merdivenlerini, görebileceğimiz 3000 yıl öncesinden gelen Kızılırmak Vadisindeki Asarkale; Paflagonlara ait kaya mezarları, Amazonların yaptığı ileri sürülen Garpu Kalesi görülmeye değerdir. Samsun'da Anadolu ahşap mimarisinin en güzel örneklerini de görebilirsiniz. Çarşamba'daki Göğçeli Cami bunlardan en ilginç olanıdır. Yapımında hiç çivi kullanılmamış olan yapı, kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte yaklaşık 800 yıldır sapasağlam ayakta kalmıştır.Terme ilçesi bir de tarihin ilginç ve çekici savaşçı kadınlarının yaşadığı yer olarak bilinir.

İlkadım Anıtı

1981-1982 yılları arasında Heykeltıraş Hakkı Atamalı tarafından yapılmıştır. Atatürk’ün doğumunun 100.yılında Samsun halkı tarafından yaptırılan bu anıtın öndeki üçlü figürü, Atatürk ve beraberindekilerin Samsun’a ilk ayak basışlarını simgelerken Kurtuluş Mücadelesinin buradan başlatıldığını ifade etmektedir.

Hayvanat Bahçesi

Sevgipark'ın yanında, 22 dönümlük bir arazi üzerinde kurulu olan Karadeniz Bölgesi'nin en büyük hayvanat bahçesini bu hafta sonu yaklaşık 3 bin kişinin ziyaret ettiği bildirildi. Puma, maymun, deve, devekuşu, sülün ve ördek cinsleri, kuğu, tavus kuşları, geyik, keçi, tilki, ayı, midilli atı, kaz, ördek ve köpek bulunan hayvanat bahçesine son olarak iki adet aslan getirilmiştir.

Meşe Tesisleri

Yemyeşil  koruluk  alanda,  adeta  ağaçlar  arasına  saklanmış  olan  Meşe  Tesisleri'ne  ilk  girdiğinizde,  ilk  önce  yöresel  kıyafet,  hediye  ve  gıdaların  sergilendiği  17  stant  ile  karşılaşıyorsunuz.  Ağaçlar  arasında  yürürken,  ahşap  ev,  altında  restaurantlar,  karşılarında  ise  birbirine  bağlantılı,  fıskiyeli  minyatür  havuzlar,  çölde  vaha  gibi  karşınıza  çıkıyor.

Sevgi Gölü ve Sevgi Cafe

Suni göl olarak hazırlanan alanda çeşitli balıklar ve su kuşları vardır.Samsun sahil yolunun doğusunda bulunan sevgi gölü Samsun'nun cazip dinlenme merkezlerinden birisidir.Göl etrafında; gezi alanları, cafe-restaurant, hayvanat bahçesi, oturma alanları ve dinlenme mekanladı vardır. Suni göl olarak hazırlanan alanda çeşitli balıklar ve su kuşları vardır.

Amisos Tepe

Samsun'da Batıpark ile Baruthane Tümülüsleri arasında kurulan olan teleferik gidiş ve geliş olmak üzere 6'şar kişilik 2 gondol bulunuyor ve teleferik 323 metre uzunluğunda, ileride gondol sayısı 6'ya çıkabilecek, 3 gidiş-3 gelişi taşıyabilecek kapasitede.Baruthane Tümülüsleri'nin bulunduğu 30 dönümlük yer hem yeşil alan hem de arkeolojik müze olarak düzenleniyor. Tümülüslerde Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan kazı sonrası ortaya çıkarılan kral mezarları düzenleniyor ve arkeolojik müze olarak turizmin hizmetine sunulmaya başlanacak. Baruthane Tümülüsleri'nin en büyük özelliği bulunduğu yerin muhteşem bir manzarasının olması. Buradan hem denizi hem de Atakum'u ve şehrin bir bölümünü izleyebiliyorsunuz. Samsun'da ilk olan teleferik ile insanlar, tümülüslerin bulunduğu yere rahat bir şekilde ulaşabilecek. Asıl amaç ise buradaki arkeolojik müzeye turistleri çekmektedir.

Atakum Sahili

4.8 Km lik sahil şeridine sahip olan Atakum Beldesi sahilinde, dinlenme ve gezi yolları, bisiklet yolu, özel plajlar, barlar, cafeler, restaurantlar, plaj voleybolu alanları, anfi tiyatro, özel spor alanları, aquaparklar, oteller, pansiyonlar, kamp alanları bulunmaktadır.
Samsun'u ziyaret edenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken alanlardır.
Genel bilgilendirmeden sonra şimdi 72 Saatte Samsun programı yapıyoruz.

Onur Anıtı

İlimiz Samsun'un simgesi haline gelen bu anıt Dünyada ikincidir. Samsun halkı tarafından Avusturyalı Heykeltıraş H. Kriphel'e 1931 tarihinde yaptırılmıştır. Bronzdan yapılmış heykel, kaidesiz 4.75 m., kaideli 8.85 m. dir.

Büyük bir kaide üzerinde şahlanan bir at üstünde, Atatürk'ü bütün heybeti ile görmek mümkündür. Gururlu bir anlatımla batıya ve çok uzaklara dikilen bakışları azim doludur. Şahlanan atın üzerinde dimdik bir vücut oturmaktadır. Bu oturuşta korkusuzluk ve Türklüğün gücü vardır. Sert çelik bir kol kılıca uzanmıştır.

Bu anıt tümüyle Atatürk'ü anlatmış, kuvvetin, azmin, cesaretin ve üstünlüğün simgesi olmuştur.

Kaidenin yanlarında iki kabartma ve öteki yanlarında da yazılar vardır. Kabartmanın birinde, iskelede sandalın yanında bulunan kişiler görülmektedir. Bu insanlar, mermi ve cephane taşımaktadır. Arkalarında, bir de top arabasının bulunması, savaş anını canlandırdığını gösterir.

Diğer kabartmanın ortasında Atatürk, tüm özellikleri ile dimdik, büyük bir zafer simgesi olarak durmaktadır. Başı halka dönük, halk ile el ele bulunmaktadır. Yanları Türk ulusunun yaşlısı, köylüsü, kentlisi ile doludur.

Onur anıtında hatıra fotoğraflarımızı çektikten sonra. Havanın durumuna göre yürüyerek veya araçlarımızla Samsunu sahil ile buluşturan şehir sosyal hayatı için çok önemli bir yere sahip sahil yolunu solumuzda Karadeniz sağımızda Samsun manzarası ile geziyoruz. Güzergahımızın üzerinde bulunan Sevgi Kafede sıcak bir çay molası veriyor ve Bandırma Vapuruna doğru yola çıkıyoruz.

Bandırma Vapuru

Büyük önder Mustafa Kemal  Atatürk’ü 9.Ordu Müfettişi (Mirliva) olarak kurmayları ile birlikte İstanbul’dan Samsun’a getiren Bandırma Vapuru Bağımsız Türkiye Cumhuriyetine giden Yolda çok önemli bir görev yaparak Tarihteki yerini almıştır.

Gemi 1878 yılında İngiltere' nin Glasgow kentinde (İskoçya bağımsızlığını ilan ettikten sonra bu bölge İskoçya sınırları içersine girmiştir) Mac. Intyre Paisley - Huston and Cardett tezgahlarında gemi tezgahlarında  21 sıra numarası ile 279 grostonluk yolcu ve yük vapuru olarak inşa edilmiştir. Geminin ilk sahibi Dussey and Robinson şirketi gemiyi "Torocaderto" adı altında 5 yıl çalıştırdı.

1883 yılında Yunanistan' da H. Psicha Preus Firmasına satıldı. "Kymi" adını alarak , geminin Londra'da olan kaydı Pire Limanına alınmıştır.

1890 yılında H. Psicha Preus firması gemiyi  başka bir Yunanlı firma olan Cap. Andereadis firmasına satmış , 12 Aralık 1891 tarihinde kaza sonucu batmış, aynı yıl içersinde yüzdürülmüştür. Kıymı adı ile   "İstanbul Rama Derasimo " firmasına satılarak İstanbul limanına kayıt edilmiştir.     

1894 yılında Pire Limanındaki kayıt o zamanki Deniz Yolları İşletmesi anlamına gelen "İdare-i Mahsusa"ya nakledilmiş ve Türk bayrağı çkilerek, adı "Kymi" den "Panderma" olarak değiştirilmiştir. Marmara Denizi kıyılarında, Tekirdağ , Mürefte, Sarköy , Karabigah, Erdek arasında yük ve yolcu seferleri yapmıştır. 

İdare-i Mahsusa'nın statü değiştirerek 28 Ekim 1910 yılında "Osmanlı Seyrüsefain İdaresi"(Osmanlı Denizcilik İşletmesi) olunca geminin adı "Panderma" "Bandırma" olarak değiştirilerek posta vapuru haline getirilmiştir. 

19 Mayıs 1919 tarihinde Atatürk ve Silah Arkadaşlarını Samsun'a getirdikten sonra yine posta hizmetlerine devam etmiştir. 1924 yılında "Türkiye Seyrüsefain İdaresi" tarafından hizmet dışı bırakılmıştır.

Bandırma adını aldıktan sonra birkaç kez kaza geçirmiş, yük taşımacılığı yaptığı tarihlerde İngiliz yapımı E11 model denizaltına çarptığı, attığı torpido sonucu batmak üzere olduğu, daha sonra motorunun büyük bir arıza yaptığı elde edilen bilgilerde yer almaktadır.

1925 yılında gemi Bozmacı İlhami' ye  (SÖKER) isimli Türk armatöre satılmış, ve aynı armatör  tarafından 4 ay içinde Haliç Fenerin' de Hurda olarak parçalanmıştır. 

Bandırma vapurunda aldığımız bilgiler tazeliğini korur iken hiç zaman kaybetmeden Gazi Müzesine gidiyoruz;

Gazi Müzesi

Kale Mahallesi Mecidiye Caddesi üzerinde yer alan tarihi bina Samsun Belediyesi’nin girişimiyle 1940 yılında Gazi Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.1995 yılında Kültür Bakanlığı’na devredilen bina restore edildikten sonra 8/11/1998’de tekrar müze olarak açılmıştır.Gerçekleştirilen büyük çaplı restorasyon sonrası 22/05/2006’da yenilenen teşhir düzeniyle birlikte çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak yeniden ziyarete açılmıştır.Atatürk Müzesi’nden getirilen Ulu Önder Atatürk’e ait eşyalarla Müze zengin bir eser koleksiyonuna sahip olmuştur. Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığı zaman Mıntıka(Mantıka) Palas olarak bilinen bu binada kalmıştır.Bina daha sonra 20-24 Eylül 1924’deki ikinci gelişinde Ulu Öndere Samsun halkınca hediye edilmiştir.Yine 16 Eylül 1928 ve 22 Kasım 1930’da Atatürk Samsun’a tekrar geldiğinde bu binada konaklamıştır. Binanın giriş ve üst katında 191 adet eser sergilenmektedir.Ayrıca üst kattaki salonda 19 Mayıs 1919’da Atatürkle beraber Samsun’a çıkan 18 silah arkadaşının balmumu heykelleri de ziyarete sunulmuştur. Yüksek Kurul’un 08/03/1985 tarih ve 798 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

Gazi Müzesi ziyaretimizin ardından öğle yemeğimiz için Amisos tepesine gitmek üzere yola çıkıyoruz.

Amisos Tepesine ulaşımda Batıpark yerleşkesinde bulunan teleferikleri kullanarak Samsunu ve karadenizi yukardan seyrederek ulaşıyoruz.

Amisos Tepesi

Amisos tepesinde bulunan Amisos restoranda yöresel tatlarla aldığımız öğle yemeğimizin ardından Tümülüsleri gezmeye başlıyoruz.

Amisos'un kuruluşu ve gelişmesi tarihi kaynaklara ve arkeolojik verilere göre başlıca dört aşamada gerçekleşmiş;

1.Dönem (M.Ö.6.yy başı): Sinop'ta bir koloni oluşturan Miletosluların küçük bir yerleşim olan Amisos'a egemen olup Karadeniz ile Anadolu'nun içlerini bağlayan ticaret yolunun başlangıcıolarak kullanılması. 

2.Dönem (M.Ö.6.yy ilk yarısı): Kapadokyalıların Amisos'a yerleşmesi. 

3.Dönem (M.Ö.6.yy ortası): Kapadokyalı liderin Phokaialılara (Foça) yerleşme izni vermesi ve kentin adının Peiraieos olarak değiştirilmesi. 

4.Dönem (M.Ö. 437): Sinop'tan gelen Atinalıların Amisos'a yerleşmesi ve kentin adının Peiraieos olarak değiştirilmesi.

Miletoslular Toraman Tepe sırtlarında ilk kenti kurmaya başladılar(Yukarı Kent). Kent surları yapıldı. Caddeler, sokaklar, meydanlar oluşturuldu. Dini yapılar, evler kuruldu. 

Tepenin doğusunda liman bulunuyordu. Buluntular, limanın gerisinde bir  Aşağı Kent kurulduğunu gösteriyor. 

Buluntulara göre Toraman Tepe'nin sırtında kurulan "Yukarı Kentin" 44 hektarlık bir alanı kapsadığI söylenebiliyor. Kentin doğu, batı ve güneyindeki yamaçlar nekropolis(mezarlık) olarak kullanıldı.

Yukarı Kent yönetici, asker, tüccar, din adamları, toprak sahibi gibi varlıklı sınıfların yaşadığı yerdi.

Bulunan mozaik, fresko ve heykeller bu görüşü doğruluyor. 

Liman yakınındaki Aşağı Kent'te ticari depolar ve limanda çalışan denizciler, köleler ve diğer çalışanlar bulunuyordu. Malları Anadolu'nun içlerine götüren arabalar ve katırların ahırları, görevlilerin barınakları da buradaydı. 

Amisos Tepesinde tümüs ziyaretlerinden sonra Amisos hazinelerini görmek üzere Samsun arkeoloji müzesine  gidiyoruz.


Samsun Arkeoloji - Etnografya Müzesi

Samsun eski fuar alanı (bugün yeni Valilik binası yanı) içinde bulunan Arkeoloji-Etnografya Müzesi 19 Mayıs 1981’de ziyarete açılmıştır. 

Müze orta salon ve simetrik olarak yapılmış iki yan salondan oluşmuştur.Orta salonda Antik Amisos Kenti’nde ortaya çıkarılan ve Roma İmparatoru Alexander Severus(M.S.222-235) zamanında yaptırılarak M.S.5.yy. sonlarında(Bizans Dönemi’nde) onarılan mozaik sergilenmektedir.Mozaik döşemede kompozisyon olarak çeşitli mitolojik sahneler simetrik olarak işlenmiştir.Merkezde Achilleus ile Thetis’in yer aldığı Troya Savaşı ile ilgili sahne, bu sahnenin dört köşesindeki panellerde mevsimleri simgeleyen portreler ve mevsimlerin arasındaki dikdörtgen panellerde Nereidler ve deniz yaratıkları tasvir edilmiştir.Bu figürlü sahnelerden ayrı olarak dikdörtgen bir panelde ise kurban sahnesi işlenmiştir. 

Orta salonun dip kısmında üç adet seyyar vitrin içinde ülkemizin en önemli buluntularından Amisos Hazinesi sergilenmektedir.Amisos kentinde bulunan bir erkek ve iki kadına ait kaya oyma mezar odasında pişmiş toprak, metal ve cam eserlerin dışında zengin bir takı koleksiyonu ele geçmiştir.Erkek mezarında bulunan altın taç ile kadın mezarlarındaki yine altın bilezikler, küpeler, düğmeler, elbise süsleri, yüzük, saç tokası, bileklik, kolye ve gerdanlıklar yüksek sanat işçiliği ile dikkat çeker.Söz konusu eserler M.Ö. 4.yy.’ın sonuna tarihlenir. 

Müzenin yine bu bölümünde Klasik, Helenistik, Roma, Bizans, Emevi, Selçuklu, Orta Çağ Avrupa, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait sikkeler sergilenmektedir. 

Sağdaki salonda Samsun ve çevresinde ele geçen Kalkolitik, İlk Tunç, Er Hitit Çağları ile Helenistik ve Roma Dönemlerine ait eserler kronolojik olarak düzenlenmiştir. 

Bu eserlerden Bafra ilçesindeki İkiztepe’de İstanbul Üniversitesi tarafından yapılan sistemli arkeolojik kazılarda ele geçen Kalkolitik, İlk Tunç ve Er Hitit Çağlarına ait broz, kemik, taş ve pişmiş toprak eserler ayrı bir önem taşır.Her iki yüzü kabartmalı törensel bronz mızrakucu, İkiztepe halkının maden sanatında ne kadar ileri bir seviyede olduğunu gösteren en güzel örneklerden birisidir.Ayrıca, İkiztepe’de bulunan, İlk Tunç Çağı ameliyatlı kafatasları da Müze’nin dikkat çeken diğer buluntularını oluşturur.Yine bu salonda sergilenen ve M.S. I.yy’a tarihlenen bronzdan çıplak atlet heykeli Müze’nin en gözde eserlerindendir. Diğer yan salonda ise Samsun Bölgesi’nden Müzeye intikal etmiş etnografik nitelik taşıyan bindallılar, peşkirler, para ve saat keseleri, el yazması Kuran’lar, süs eşyaları, silahlar, mutfak eşyaları, halı ve kilimler sergilenmektedir.Ayrıca yine bu salonda Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 80. yılı münasebetiyle hazırlanan, 80 ilin simgesini taşıyan ve büyük ilgi çeken Sevgi Yorganı yer alır. Diğer taraftan, Müze bahçesinde Klasik, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemlerine ait eserler sergilenmektedir.Bunlardan küpler, lahitler, steller, miltaşları, çeşitli mimari öğeler ve kabartmalar dikkat çeker. Arkeoloji müzesinden ayrılarak tekkeköy mağaralarına doğru yola çıkıyoruz.


Tekkeköy Mağaraları

İlimiz Tekkeköy sınırları içerisinde yer almaktadır. Samsun’a 14km. , Tekkeköy merkeze 1 km. uzaklıkta olup Paleolitik ve Kalkolitik dönem yerleşim yeridir. Bölgede ilk yaşam izlerinin görüldüğü bu mağaralar doğal olarak oluşmuş küçük mağaraların genişletilerek oyulması ile ortaya çıkmıştır. 1941 yılında Prof. Dr. Kılıç KÖKTEN başkanlığında Tahsin ÖZGÜÇ ve Nimet ÖZGÜÇ ‘ten oluşan bir heyet tarafından yapılan kazılar bir ay sürmüş , sonuçta Paleolitik Çağ, Mezolitik Çağ , Tunç Çağına ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. Çınarcık ve Fındıcak vadilerinin kesiştiği yerde bulunan ve her iki vadiye de hakim olan Delikli Kaya’nın geç dönem bir Frig Kalesi olduğu bilim adamlarınca incelenmesi neticesinde tespit edilmiştir. Bu mağaralarda yaşayan Paleolitik Çağ insanı madeni tanımamış, bütün aletlerini taş, ağaç ve kemikten yapmıştır. Geçimlerini avcılık ve toplayıcılıkla sağlamışlar, taştan yontmak sureti ile yaptıkları el baltaları, mızrak uçları, kesiciler, kazıyıcılar gibi çeşitli aletleri kullanmışlardır. Tekkkeköy mağaralarından ayrılarak tek bir çivi kullanılmadan yapılan çivisiz camiye gidiyoruz.

Samsun Çivisiz Cami (Göğceli Camii)

Samsun'un Çarşamba ilçesinde tek çivi kullanılmadan yapılan Göğceli Cami diğer ismiyle Çivisiz Camii, restore edildikten sonra ziyaretçi akınına uğruyor. Türkiye'nin her yerinden gelen ziyaretçilerin ilgisini caminin tamamen ahşaptan çivi kullanılmadan yapılmasının yanı sıra yapım sırasında yapının çeşitli yerlerine konan şifreleri çekiyor. 

Samsun'un Çarşamba ilçesinde tek çivi kullanılmadan yapılan Çivisiz Cami adıyla bilinen cami, yıkılmak üzere iken geçen sene restore edilerek yıkılmaktan kurtarıldı. Çivisiz Camii'nin kim tarafından yapıldığı belli değil. Caminin içindeki ahşap bir sütunda Hicri olarak caminin, 595 yılında yapıldığı yakın tarihlerde bulunmuş.

Çivisiz Camii'nin, gezici irşat ekibi yada Selçuklular tarafından yapıldığı tahmin ediliyor. Miladi olarak 1205 yılı civarında yapıldığı düşünülen Çivisiz Camii'nin ahşaplarından alınan örneklerin laboratuvarda incelenmesi sonucu binada yazılan hicri tarihin doğru olduğu sonucuna varılmış. Çivisiz Camii'nin hemen önünde garipler mezarlığı bulunuyor ancak mezarlığın tarihi cemiden daha yeni. Buradaki mezar taşlarında yapılan inceleme sonucu en eski kabrin 300 yıllık olduğu tespit edilmiştir.

Yörükler Beldesi / Galeriç Ormanı (Subasar Ormanları)

Bu bölgenin yaban hayat açısından en ilginç alanları ise ilkbaharda tabanı tamamen suyla kaplanan yaprak döker ormanlarıdır. Bu ormanlar günümüzde parçalanmış olmakla birlikte Yörükler Beldesi kuzeyinde kalan Galeriç ormanı henüz bütünlüğünü korumaktadır.

Kızılırmak Deltası Kuç Cenneti

Kızılırmak deltasında bulunan kuş cenneti bünyesinde 321 türde değişik kuş türü bulunmaktadır. Kızılırmak deltası Avrupa Kuş Alanları envanterindeki en önemli 4 kriterden 3’üne sahiptir. 

Delta ayrıca irili ufaklı çok sayıda gölü sazlık alanları ender su basar çayırları 12 bin hektarı bulan sulak alanları ve barındırdığı canlı türleriyle Türkiye’nin önemli doğal sitemlerinden birini oluşturmaktadır. Deltada toplam 2200 hektar Ramsar sit alanı bulunup, 5174 hektar yaban hayatı geliştirme sahasıdır. Bunun 1000 hektarı ilçemiz sınırlarında bulunmaktadır. Kış döneminde 100 bin dolayında su kuşunun kışlandığı delta uluslar arası ornitolojik bir öneme sahiptir.

Kızılırmak Deltası, Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında doğal özelliklerini kısmen koruyabilmiş en büyük sulak alandır. Kızılırmak Deltası olarak adlandırılan bölge, Samsun ilinde, Kızılırmak’ın denize döküldüğü yerde 19 Mayıs, Bafra ve Alaçam ilçeleri sınırları içinde kalan Samsun-Sinop karayolunun kuzeyinde bulunan alandır. Delta, denizden güneye doğru basamaklar halinde yükselmektedir. Deltanın gerisinde, Kızılırmak nehrinin her iki kenarında yay şeklinde uzanan ve yükseklikleri 600-800 metreye varan Kuzey Anadolu Dağları’nın ilk sırasını oluşturan platolar, daha geride ise 1.000-1.500 metre yüksekliğindeki dağlar yer almaktadır. 

Delta, jeolojik açıdan bir-iki bin yıl gibi çok kısa bir sürede oluşmuştur ve 1182 km.’lik uzunluğa, 78.000 km2’lik havzaya sahiptir. 

Kızılırmak Deltası’nın alanı yaklaşık olarak 56.000 hektardır. Deltanın her iki yakasında deniz kıyısına paralel olarak uzanan sulak alanlar vardır; altı adet gölün (Liman Balık, Uzun, Cernek, Gıcı ve Tatlı) bulunduğu 13.400 hektarlık doğu bölümünden ve Karaboğaz Gölü ile Mülk Gölü’nün bulunduğu 2.710 hektarlık bir alanı kaplayan batı bölümünden oluşmaktadır. Göl aynası, tuzcul bataklıklar, deniz, akarsu, sazlık alanlar, ıslak çayırlar- mera, karışık geniş yapraklı subasar orman, karışık geniş yapraklı orman, kıyı kumulları, kumul çalı toplulukları, tarım alanları ve yerleşim alanları gibi farklı ekolojik karakterlere sahip habitatlar bir arada bulunması, besin maddelerince zenginlik ve uygun iklim koşulları Delta’nın eşine az rastlanır ölçüde biyolojik çeşitliliğe sahip olmasını sağlamıştır. Kızılırmak Deltası, mikro ve makro faunanın çok yüksek bir üretim düzeyine ulaştığı yeryüzünün en verimli doğal alanlarından birisidir. 

Kızılırmak Deltası’nın yaklaşık 316 bitki taksonunun varlığı tespit edilmiştir. Bu 316 takson 74 familyaya bağlı 228 cins içindeki tür ve türaltı seviyedeki taksonlardan oluşmaktadır. Bu taksonların çoğunluğu geniş yayılışlı ve Avrupa-sibirya floristik bölgesi elementlerinden oluşmaktadır. Alanda ülkemizde bilinen familyaların yaklaşık %50’si bulunmaktadır. Ancak familya sayısının çokluğuna rağmen tür dağılımı dengeli değildir. 

Göllerde Potamogeton türleri, göl kenarlarında ise saz (Phragmites) ve hasırotu (Typha) türleri uzanır. Bataklıklar, sazlık, kamışlık ve saz otuyla (Scirpus lacustris) kaplıdır. Kumullarda yer yer çalılıklar ve küçük ağaçlıklardan oluşan maki benzeri bitki örtüsüne rastlanır. Uzungöl’ün doğusundaki Geleriç Ormanı Kızılağaç (Alnus) ve dişbudak (fraxinus) ağaçlarıyla kaplı olup ülkemizdeki nadir ormanlardan birisidir. Daha çok sulak alanlarda yetişen Cyperaceae ve Juncaceae familyaları toplam 24 taksonla büyük bir çeşitlilik göstermektedir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi deltanın, zengin biyoçeşitliliğe ve biyolojik rezerve sahip olduğu açıkça ortadadır. 

Yıllardır süregelen çalışmalar çerçevesinde Kızılırmak Deltası’nda 323 kuş türü saptanmıştır. Bu sayı Türkiye kuşlarının %70’i olup Türkiye’de Göksu Deltası’ndan sonra (332 tür) bir alanda tespit edilmiş en yüksek kuş türü sayısıdır. Kızılırmak Deltası’nda üreyen kuş türü sayıları diğer deltalarla karşılaştırılacak olursa İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan ve daha büyük bir alana sahip Sultan Sazlığı’nda üreyen tür sayısı Dijksen ve Kasparek (1985)’e göre 136 olup neredeyse Kızılırmak Deltası ile aynıdır. 1989 yılında, Göksu Deltasında yapılan üreyen kuş tespitinde 59 türün kesin ürediği, 17 türün ise şüpheli olduğu belirlenmiştir. Kızılırmak Deltası, Ramsar ve ÖKA statüsüne sahip olup alanda yaklaşık 121 kuş türünün kesin ürediği, 19 türün ise ürüyor olabileceği tespit edilmiştir. Bir çok tipik sulak saha türünün varlığı ve sayısı Kızılırmak Deltası’nın önemine işaret etmektedir. Üreyen kuşlardan, tepeli pelikan altı çift (Pelecanus, crisbus), balaban 200 -250 ( Botaurus stellaris), büyük ak balıkçıl 11 – 15 (Egratta alba), küçük ak balıkçıl 230f (Egratta garzetta), erguvani balıkçıl 475-500 (Ardea purpurea), kara leylek 30-35 (Ciconia nigra), leylek 125-130 (Ciconia ciconia), kaşıkçı 76 ( Platalea leucorodia) ve turna 40 – 50 ( Grus grus) gibi büyük kuşlar alanda üremektedir. Sazlıkta üreyen türlerden saz delicesi 250-275 üreyen çift ( Circus aeruginosus), su kılavuzu 500 -700 (Rallus aquaticus), sakarmeke 500 – 1.000 (Fulica atra), bataklık kamışçısını 500 – 700 ( Locustella luscinoides), bıyıklı kamışçın 1.000 – 1500 ( Acrocephalus melenopogon), saz kamışcını 500 – 750 ( Acrocephalus scirpaceus), büyük kamışcın 275 – 325 ( Acrocephalus arundinaceus) ve bataklık kiraz kuşu 800 – 1200 ( Emberiza schoenicus)’da alanın önemini vurgular. Nadir bir tür olan dikkuyruk (Oxyura leucocephala) üreme sezonu sıfrasında alanda gözlenmekte ancak ürediği saptanamamıştır. Geleriç Ormanı, Passeriformes takımının bir çok üyesi ( yaklaşık 35 tür) için ideal üreme alanı oluşturmaktadır.

Delta, aynı zamanda kışlayan su kuşları içinde uluslar arası bir öneme sahiptir. 1999, 2002 ve 2005 yılında yapılan Kış Ortası Su Kuşu Sayım verilerine göre sırayla bir günde 99 396, 23 745 ve 182 456 birey sayılmıştır. 2005 yılı sayımında en çok sakarmeke (Fulica atra, 57 186), yeşilbaş (Anas crecca, 30.000) sayılmıştır.  

Kızılırmak deltası, göç sırasında Karadeniz’i doğrudan aşan kuş türleri için hayati önem taşımaktadır. Karadeniz’i direkt olarak aşan göçmen kuşların uçuş hazırlığı ve uçuş sonrası dinlenebildikleri, beslenebildikleri ve korunabildikleri tek alandır. İlkbaharda Karadeniz’i geçmek üzere uzun bir yolculuğun hazırlığını yaptıfkları, sonbahar göçlerinde ise Karadeniz’i aşan kuş türlerinin Karadeniz kıyısında sığınabilecekleri en önemli sulak alandır. Bu nedenle, özelliklef göç sırasında pek çok kuş türü için deltanın varlığı hayati önem taşımaktadır ve göç sırasında büyük sayılara ulaşmaktadır. 

Mart sonu Nisan başında, büyük miktarda martı (Larus minutus, 50.000 civarında) sürüleri deltada birkaç gün konaklamaktadır. Nisan ve Mayıs aylarında kırlangıçlar (Hirundo rustica, 50.000 – 75.000) ve kum kırlangıçları (Riperia riperia, 100.000) sayıca en fazla geçen göçmen türleridir. Bu kuşlar deltayı sadece yakıt ikmali için değil aynı zamanda gece tünemek içinde kullanmaktadırlar. 

Örtücüler dahil olmak üzere deltadan geçen kuşlarının sayısı birkaç milyonu bulmaktadır. 

Delta, 1998 yılında Türkiye’nin taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi çerçevesinde Ramsar listesine dahil edilmiştir. Ayrıca Yaban Hayatı Koruma Sahası ve Önemli Kuş Alanı statülerine sahip olmasına karşın uzun yıllardır süren sulaklanları kurutma çalışmaları nedeniyle oldukça zarar görmüştür. Buna ek olarak Kızılırmak’ın aşağı kesimlerinde iki büyük baraj inşa edilmesi, kum çakırımı, kumul alanların ağaçlandırılması, subasar ormanlarda ve kumul alanlarda ikinci konut yapımı gibi tehditler Delta’nın hızla tahrip olmasına neden olmaktadır.   

Deltanın ardından Bafra ilçesi Derbent Barajı bölgesini gezmeye, baraj suları altında kalan ve sadece minaresi suyun üzerinde görünen köy camiinin yanındaki alabalık tesislerinde Güveçte kaşarlı alabalık ile öğlen yemeğini alıyoruz.

Bafra / Derbent / Derbent Barajı

Derbent Baraj gölü ve çevresindeki ağaçlık alanlar Bafra'nın görülmeye değer köşelerindendir. Piknik yapmak ve dinlenmek amacıyla gidilecek yerler olması yanında; olta veya ağ ile balık avlamak için de uygun mekânlardır. 

Göllere bağlı olarak düşünülen ve düzenlenen turizm faaliyetleridir. Bu çerçeve, Altınkaya ve Derbent Baraj gölleri ile Balık göllerini değerlendirmek mümkündür. 

Adı geçen yerler ülkemizin tabii güzellik kaynaklarındandır. 

Altınkaya ve Derbent Baraj gölleri 75' er km2 su toplama yüzeyleri, Bafra Balık gölleri de toplam 4.390 hektarlık alanları ile güzide bir turizm potansiyelidir. 

Alabalık tesisleri, otel, motel işletmecilikleri, ev pansiyonculuğu, göl safarileri, olta balıkçılığı ve diğer hizmetler göl turizmi için başlıca özelliklerdir. 

Ayrıca bölge su altı dalış ve avlanmak içinde uygundur.

Samsun şehir merkezine geri dönüş, serbest zaman, alışveriş amaçlı; becidiye, yabancılar pazarı ve çiftlik caddelerinin gezilmesi.

Yalova gemisinde alınacak akşam yemeğinin ardından geceleme otelimizde.

Akdağ Yaylası ve Kayak Merkezi

İlçeye 7 km. mesafede bulunan “Akdağ” Dağının zirvesinde 1788 rakımlı “Uzunyazı Tepe” ile 1404 rakımlı “Yemişen Tepe” arasında kurulacak olan “Akdağ Kış Sporları ve Kayak Merkezi” arazi yapısı itibariyle çok uzun kayak pist alanlarına sahip olup, olimpik kayak alanlarına kıyasla daha elverişli konum sahiptir. Ayrıca bu alanın doğal çimle kaplı oluşu, burada yaz aylarında çim kayağının yapılmasına imkan sağlamakta ve 5 yıldan bu yana her yıl yapılagelen Yayla Şenliklerinde de çim kayağı yarışmaları düzenlenmektedir. 

Kayak alanının İlçe merkezine yakın oluşu ve yolunun şimdilik stablize olup, her türlü araçla ulaşım imkanının bulunması, barınma, konaklama ve diğer ihtiyaçların karşılanmasına imkan vermektedir. 

Telesiyej gibi alt yapıların tamamlanması ile faaliyete geçecek olan “Akdağ Kış Sporları ve Kayak Merkezi” İlçemize ve Ülkemiz ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır. 

Akdağ gezimizin ardından doğadan ayrılmadan kunduz yaylasını ve geyik yetiştirme çiftliğinde geyikleri görmek üzere vezir köprüye doğru yola çıkıyoruz.

Vezirköprü Kunduz Yaylası

Kunduz Ormanlarının Simgesi Geyikler: 

Kunduz ormanlarındaki Geyik Üretme İstasyonu; Vezirköprü'yü ziyaret edenlerin en çok uğradığı mekanların başında gelmektedir. 1984 yılında iki geyikle 7 hektar ormanlık alanda başlanılan geyik üretme sahası daha sonra 85 hektara çıkarılarak üretim alanı genişletilmiştir. Üreyen geyikler zaman zaman doğal ortama salınarak kendi doğal ortamlarında üremeleri sağlanmıştır. Avlanması yasak olan geyiklerin doğal ortamdaki sayıları kesin olarak bilinmemektedir. Geyiklerin korunması için bekçi görevlendirilmiştir. Geyik üretme istasyonunu ziyaret eden herkes geyikleri yakından görebilmektedir.

Kunduz ormanları gezimizin ardından Vezirköprü ilçe merkezine dönüyor ve tarihi bedestanı ziyaret ediyoruz.

Bedesten ve Arasta

Köprülü Mehmet Paşa'nın eşi Ayşe Hanım'ın  babası  Yusuf Ağa'nın 1660 yılında yaptırdığı bilinmektedir.İç ve dış bedesten olmak üzere iki bölümden   oluşmaktadır. Dört  giriş kapısı ve içerisinde 110 dükkanı bulunmaktadır.İç bedesten geçmişte kervansaray olarak kullanılmıştır.Bedesten Ayşe Hanım tarafından vakfedilmiştir.Arasta bölümü Bedestenin çevresinde gelişmiştir.Dört yandan basık kemerli  kapılarla girilen bedesten kare planlı dört kubbeyle  örtülü muazzam bir yapıdır. Kubbeler duvarlara bitişik tuğla  kemerlere oturtulmuştur. Kemer pandantif ve kubbeler düzgün tuğla örgüsüyle güzel bir görünüm arzetmektedir.Ana kubbeyi taşıyan tuğla kemerin ortada dayandığı bölümde içeri girinti yapan kare mekan küçük kubbeyle örtülüdür.Dışarıdan ana kubbeler arasında görülen bu bölüm dua kubbesidir.yuvarlak kubbeli kapılarla girilen arastanın kuzeyinde tonozlu dükkanlar yer alır.Bedestene bakan yüzdeki dükkanlar yer kazanmak amacıyla üçgen  biçiminde yapılmıştır. İç Bedesten olarak adlandırılan Kervansarayın ülkemizde tek sütun üzerine 4 kubbeli tek kervansaray olduğu iddia edilmektedir. Sütun içerisinde gizli bir oda bulunmaktadır.  

Vezirköprü bedestan içerisindeki et restorantlarında ile lezzetini unutamayacağınız mangal keyfi ile öğle yemeğimizi alıp, programımıza kurt köprü ile devam ediyoruz.

Kurt Köprü

Vezirköprü İlçesi ile Havza İlçesi nin sınırlarını çizen İstavroz çayı  üzerinde  kurulmuştur. Havza'nın Tahna köyü ile Vezirköprü'nün Tekkekıran köylerini birbirine bağlamaktadır.Köprü bir yüksek ayak üzerine iki büyük sivri kemerli gözden oluşmuştur. İki kemer arasında ve yanlarında olmak üzere sivri kemerli  pençere şeklinde toplam üç adet kemer bulunmaktadır.Çayın iki yamacına gelen kısım, doğal kaya ve toprakla desteklenmiş-tir. Köprünün geçit kısmı düz olup,diğer yerlerinde  

olduğu gibi bir hayli tahribata uğramıştır. Köprü ayağı kalın paye şeklinde olup,alt kısmında dikdörtgen şeklinde beş adet  dalğakıranı  mevcuttur. Köprünün  pençere  görünümlü beş küçük kemerlerinin başlanğıcına kadar olan kısmı yer yer Roma ve  Bizans  dönemine  ait  mezar  stelleri ve mimari parçaları,yer yer kesme taş, yer yer de düzensiz taşlardan oluşan moloz taş örgü sistemindedir.Kemer başlangıçlarından itibaren 13-14. yy.da  sıkca görülen ve Bizans dönemi mimarisinde de rastlanan üç sıra tuğla, bir sıra kesme taştan oluşan sağlam bir örgü sistemi görülmektedir. Üç sıra tuğla, bir sıra taş  örgü  sistemi  ana  kemer  gözlerinde  de tuğlaların dikine yerleştirilmesi şekliyle tekrarlanmıştır. Tuğla hatıllı moloz taş  örgü  sistemi  yöredeki mahalli doku-dan kaynaklanabileceği  de görülmektedir. Küçük kemerlerde ise tamamen tuğla malzeme kullanılmıştır. Köprüdeki mimari tarz ve örgü sistemi incelendiğinde 13-14. yüzyılda yapılmış olabileceği izlenimini vermektedir. Ancak   aynı yerde başka bir köprü kalıntısı olduğundan da bahsedilmektedir. Köprüye 1 km. mesafede antik  bir  Köprü  kalıntısı mevcuttur.Antik köprünün tahrip olması sonucu, bugünkü köprünün 13. yüzyılda yapıldığı ve çeşitli onarımlarla bu güne kadar ulaştığı akla daha yatkındır. Kurt Köprüye  1 km.  mesafedeki  antik  köprü  kalıntılarından  "Yurdumuz 

Havza" isimli eserinde Zübeyir Zade Fuat Efendi de bahsetmektedir.  

Samsuna dönüş yolculuğumuzda Samsun – Ankara karayolu üzerinde çakallı mevkiindeki melemencilerde özel pidesi eşliğinde melemen yiyoruz ve şehir merkezine dönüyoruz.

Samsun ve Turizmm
Samsun Şehir Rehberi
Samsun Turizm Haritası
Samsun’da Yapmadan Dönme
Projelerimiz
Sosyal Sorumluluk
Ziyaretçi Defteri
  • Haberler
  • Duyurular
Online Rezervasyon
Amisos Hotel - Bir Baran İnşaat Şirketler Grubu İşletmesidir. | www.hotelamisos.com
 
Copyright © 2011 Tüm Hakları Saklıdır. Amisos Hotel - Bir Baran İnşaat Şirketler Grubu İşletmesidir.
Kulüp Ajans